Orman kenarındaki yolda ilerlerken yolunuzu kesen bir ceylan görürseniz çok heyecanlanır hatta şaşırır, “ hayret!” dersiniz değil mi?
Bende ilk gördüğüm zaman çok şaşırdım. Son birkaç yıldır orman kenarında yürüyüşe çıktığımda zaman zaman yolumu kesen bu hayvanları görürdüm. Ürkek kaçışlarını zevkle seyrederdim. Bu yüzden o yerin adını “ceylan yolu” koydum.
Eskiden, ormanların derinliğinde yaşayan bu yaban hayvanlarını görmek pek mümkün değildi. Bunların varlığını büyüklerimizin anlattığı av hikâyelerinden bilirdik. Yok olduklarını zannettiğim bu zerafet abidesi, orman kraliçelerini görebilmek beni çok heyecanlandırıyordu.
Ne zaman Ceylan yolunda yürüyüşe çıksam gözlerim hep onları arar, görmediğim zaman başlarına bir şey gelmiş olmasından korkardım. Ve ne yazık ki yakın zamanda da onları görememiştim.
O gün yine onların mevkiinde yürüyüş yaparken gözlerim etrafı bir radar gibi tarıyordu ama içimdeki nedeni belli olmayan huzursuzluk bir şeylerin ters gittiğini düşündürmeye başlamıştı. Az sonra nedeni belli olmayan sıkıntıma bir neden belirdi. Zağar dediğimiz av köpeklerini gördüm ve “Eyvah!” dedim.
Niçin görünmediklerini anlamıştım. Büyük ihtimalle avlanmış yani katledilmişlerdi! Evet, koktuğum ne yazık ki gerçek olmuştu. Bunu yapanlara insan demekte zorlanıyorum! Vicdanlarına sesleneyim, yaptıklarının nasıl korkunç olduğunu anlatayım , hiç değilse pişman olmalarını sağlayayım diyorum ama sonra bu vahşetten zevk alan insanlara sözlerimin kifayetsiz kalacağını düşünüp susuyorum.
Hiç kimseye zararı olmayan bu hayvanları avlayan bir de üstüne sağda solda övünerek anlatan insanlar biliyorlar mı ki; nesli tükenmekte olan ceylanların avlanmasının cezası var ve para cezasından hapis cezasına kadar da yaptırım uygulanabiliyor. Avda kullandıkları silah ve malzemelere el konulması da cabası. Belki bunu bilmek bir parça caydırıcı olur.
Sevgili dostlar ben yine yürüyorum ceylanları göremiyorum ama avcılık yaptığını zanneden o zavallıları görmek için dört gözle etrafıma bakıyorum. Çünkü Emniyet Güçlerine ihbar edeceğim. Sorumluluk bilinci olan herkesinde böyle yapması gerektiğine inanıyorum. Bu dünya sadece insanlara ait değil, eğer öyleymiş gibi yaşamaya devam edersek ekosistemi bozmuş olmanın bedelini dünyayı kaybederek öderiz.
Son yıllarda insanların hayatını tehlikeye atan hastalıklara bir bakın; Deli dana, Kırım Kongo, Kuş gribi ve son olarak da, ülkeleri paniğe sevk eden ölümcül domuz gribi! Acaba dünyaya verdiğimiz zararın bedelini mi ödemeye başlıyoruz…
İnsanoğlu çok büyük paralar ve emek harcayarak bu hastalıkların tedavisini bulmaya çalışıyor. Asıl bulunması gereken çeşitli şekillerde eko sistemi bozan sorumsuz dünya vatandaşlarının ruhunda ki hastalığın tedavisi. Bence acilen bu hasta ruhlu insanların tedavi edilmesi gerekmektedir. Ne dersiniz?...
Dünyada hiçbir canlıya zarar vermeyen kaç hayvan vardır bir Ceylan gibi? ya Ceylan Gözlüm ! diye başlayan kaç şiir,şarkı.. bir insan yavrusuna analık yapacak kadar kocaman bir yüreği olan kaç hayvan ..
Ellerindeki ölüm makinasının tetiğine basmayı bile öğünç kaynağı olarak gören zavallı avcılardan kaçı bir ceylanla göz göze gelmiştir ki ..
«Ceylan çocuklar»:
Dört ayaklı manevî analar tarafından kaçırılıp büyütülmüş çocuklar hakkında birçok hikâye anlatılır. Bunların en ilginçlerinden biri, bir «ceylan oğlana» ait olup gazetelerle dergilere uzun zaman konu olmuştur. 1964 yılı eylülünde gazeteler, «İki saat süresince otomobille kovalanan bir ceylan çocuğa» ait haberi iri puntolarla vermişlerdi. Gazeteler tarafından anlatıldığına göre, Suriye steplerinde gezen avcılar bir ceylan sürüsüyle birlikte koşan bir erkek çocuğa rastlamışlardı. Haberin altında, sıhhati yerinde gözüken 14 yaşlarında kadar bir çıplak yerli çocuğunun resmi de veriliyordu.
Sonunda «ceylan çocuğu» yakalayan Ürdün’lü kabilenin reisi şunları söylemiştir: Çölde otomobille ceylan avladığımız sırada, bu zarif hayvanların arasında bir insan görür gibi oldum. Bunun üzerine arkadaşlarıma ateşi kesmelerini emrettim ve kovalamacaya giriştik. Otomobilli olmamıza rağmen, çocuğa ancak iki saatte yetişebildik ve sonunda, bitkinlikten yere yığılması üzerine onu yakaladık.
«Bir bağdat hastanesinde çocuğu muayene eden doktor, onun, ceylan gibi hareket ettiğini, yediğini ve bağırdığını, fakat anası tarafından terk edildikten sonra, ceylanlar tarafından büyütülen bir insan olduğuna kesin surette şüphe olmadığını söyledi.»
Bu olay aydmlatılamayan sırlardan biri olarak tarihe geçecekken, sıkı bir kovuşturma, oğlanın, o yakınlarda oturan bir Bedevî ailesinin zekâca geri çocuğu olduğunu ortaya koydu.
Sonraları ÜrdüınMe, Irakla, Suriye’de ve Lübnan’da başka ceylan çocuklara da rastlandı. Fakat bunların ceylanlar tarafından büyütüldüklerine dair elde bir delil olmamasına rağmen, birçok kimseler, söylentilerin doğruluğuna inanç getirdiler.